12 Kasım 2013 Salı

30'undan sonra daha bi heveslenilenlerden bi kuple!

Ey çiftlik,

Saçma sapan bir listeyle karşınızdayım. Metropol insanının, derdi tasası olmama durumundan mütevellit (aman olmaya da) kıçtan uydurma faaliyetlerle zaman öldürme listesine hoş geldiniz.
Millet yaratıcılıktan kırılıyor arkadaş. Yastık yapanlar, iğne oyası şeyettirenler, aman taş boyayanlar, bi tasarımcılık, tasar tasar bitmiyor… Derya Baykal instagramı ele geçirmiş gibi hissediyorum bazen. Satın almış; herkese kırbaçla faaliyet, börtü böcek, yumak, örgü, ip, haroşa, boyama, silikon neyin yaptırıyo!

Başka bi açıklaması olamaz.

Ben daha bi gerçekçilerini yazıyorum size şimdi, şşşhht, mübağlaa etmeyeceğim, bildiğin düz düz heveslerimi yaziciiim.
Ahan da bunlar benimkiler:
Buyrunuz, enjoyunuz:



30'undan sonra daha bi heveslenilenlerden bi kuple: 
  • Blog yazmak- Hep yazasın gelse de, hiç düzenli yazmasan da
  • Hep yeni defterler almak – Bazılarının daha ilk sayfası bile açılmamış olsa da
  • Hep ritüeller yapmak – Aman ben bunu 30’dan önce de yapardım, bunu geç
  • Şarkı söylemek - Sesin berbat olsa da
  • Şarkı çalmak istemek - Hiç nota bilmesen, bi güncük bi akor neyim, bare neyim basmasan da
  • Dans etmek- Bi figürü de hakkını vererek yapamasan da
  • İçmek de içmek – Kilo aldırsa da, bazen sonu lavabolarda bitse de
  • Taş boyamak - 10. taştan sonra sıkılsan da
  • Spor yapmak – Kıçına zor gelse de
  • Daha çok film izlemek – Yarısında uyuyakalsan da
  • Festivallere, bienallere gitmek – Çoğunu kaçırsan da
  • Adobe Illustrator öğrenmek – Çizim tabletin çekmecede dursa da
  • Photoshop CS5 öğrenmek – Yapman gereken bi albüm olsa da
  • Final Cut Pro öğrenmek – Hepsini, her şeyi yapabileceğini sansan da
  • Yeni tarifler denemek – Sonrasında anam babam kuru fasülye yapsan da
  • Dekorasyona sarmak – Çevrelerini 3 yıl sonunda asabilsen de
  • Masa hazırlamak – Bi erken davranıp misafir gelmeden hazır olamasan da
  • Yeni gruplar keşfetmek –Az biliniyo olmasını matah bi şeymiş sansan da
  • Yeni mekanlar keşfetmek – Bir bardak çaya 7 lira verme salaklığını yapsan da
  • Okuma listeleri yapmak – Kimisine sıra 6 ay sonra gelse de, kimisini hiç okuyamasan da
  • Gezmek – Yılda 3 hafta iznin olsa da, o izninin tarihini kendin belirleyemeyip delirsen de
  • Yine gezmek – Cape Town- Küba- Bangkok biletleri çok pahalı olsa da
  • Hep daha çok gezmenin hayalini kurmak – 2 yıl sonraki bu hayalinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilemesen de
  • Delirmişcesine gezmek- Gezemesen de
  • Gülmek – Dişlerin yamuk olsa da
  • Daha çok gülmek – Yüzün kırışsa da
  • Sesli sesli kahkahalarla gülmek – Yan masa senden nefret etse de
  • Karnın ağrıyana kadar gülmek – Yüzün şekilden şekle girse de, rimellerin aksa da ( Teoman çık aradan)


Azıcık komikli yazmamışın, bildiğin düz yazmışım ha, enteresaaağn:)

İşte çiftlik, bi hallere bi triplere giriyo bu Delibaş. Allah aşkına biriniz çıkın da sorun, “Artizliğin kime nen”, “Yetting” , “Ne 30’muş arkadaş bezdirding” falan diyin.

"Bir hevestir geçer" lafı benim için söylenmiş olsa gerek. Heves heves ortada bi şey yok.
Galiba şimdi ağlıycam.


Haydin öperler.com

The Delibaş Koyun


7 Kasım 2013 Perşembe

#eyvahlarakos Vol.1.6. "1.Sezon finali..."

Merhaba Çiftlik,

Bu yazı 2013 Nisan ayına aittir, okuyunuz, şaşırmayınız, draftlar bir bir küllerinden doğacaktır, buna alışınız.

Mayıs ayında neden hiç yazmadığıma dair hiçbir fikrim yok ama Haziran’da neden yazmadığım oldukça aşikar…
Tüm delibaş koyunlar olarak, çiftlikteki caaaanım ağaçların kesilmesine tepki olarak başlayan bir sebeple,  çiftlik yönetimine ve aslında özellikle diktatör çiftçi bozuntusuna karşı direndik… Bu sırada elbette yazamadım, ama ona da sıra gelecek elbet. Keyfim ne zaman gelirse yani.PAşa gönlüm ne zaman isterse o zaman yazarım:)

Gelelim eyvahımıza, koşumuza…

Aslında bugün 7 Kasım. Biz an itibari ile 1. tur değil, 2. turu bilem bitirdik, baktım hiç merak etmiyonuz, bi hatırlatiiim dedim.

Neler oldu neler, kronolojik sıraynan hepsi tek tek gelecek bebişlerim.

Başlıkta da yazdığım gibi, temelleri 27 Ağustos'ta atılan, ilki 7 Ekim’de yapılan eyvahlarımızın birinci ayağın, birinci turun, birinci sezonun finalini 14 Nisan’da gerçekleştirdik. He mi de zirvede…


Tüm çiftliğimize kutlu mutlu, hayırlı olsun… Zirve derken gerçek anlamıyla zirvede tamamlandı. Burada zirve kelimesini maalesef gerçek anlamıyla kullanıyorum, mecaz değil. Yani mecaz olmasını tercih ederdim:) Ama bildiğin tepede, yüksekte noktaladık. Sapphire’in depesine çıkararak bizi konulmaz zevklere saldı David sağolsun:) Çok denişik, şok ediciydi(!) ahahahaah:)

O günün hikayesini ve güne damgasını vuranları aşağıda sıralıyorum her zamanki gibi…
Ertelememe asabiyatı. Hava kötü, Daçmin ayaanı incitmiş , ben hastayim, Memo't tatilde, 4 kişiyik zati. Ertlemedi kubuz Dave.. Neyse:)
Burger King’ te buluşmak. TE allaaaam. Bize çocuk menüsü falan yedirecek zannettik, töbeler olsun!
Hepimizin bizi safire çıkaracağını tahmin etmesi. Gerçekten David bizi ters köşeye yatırmanı dilerdim.
Gevşemek için masaj sandalyelerine oturmamız ve gerçekten gevşememiz. Töbeler olsun bir daha oturmam. O neydi la öyle?
Ardından bilet kuyruğunda, adamın şaşkın bakışlarla “yalnız yukarıda görüş 0. Yine de çıkmak istiyor musunuz” sorusuna bizim “mecbuuuur” dememiz. Ben kaçıncı katta ve nerde olduğumuzu bile anlamamamız.
Çıkıp anında fotoğraf çektirmemiz! En azından hatıramız da oldu.
Sonra 6. Eyvahın çılgın atraksiyonu: 7D mi 10D mi artık bilemem. İstanbul simülasyonu.
Şimdi Dave'i öldür hakkını ver, bu güzeldi. Azcıkın car car çok baaardık. Madem dedik tepelere kadar çıktık. Eyvah kaçınılmazsa zevk almaya bakacaksın.
Azcıkın çığırtkanlık yapmış olabiliriz. Bayaaaa bi şımardık. Simülasyon keyfimizi yerine getirdi. Yerebatan Sarnıcı'nda balıklar ayaaama değdi ıııyyy. Hemencecik tırstım, olacak iş değil, kaldırdım:)
Sonra sıra geldi değerlendirme ve yeni kura çekme kısmına.
Oyy burası başlı başına bir coşku. Bir sinir harbi, bir yakarış…
Şimdi hiçbir eyvah görülmemiştir ki alkol alınmasın! Bu iş nasıl bu hale geldi ha Dave. Sultanahmet Köftecisi’nde çorba içip, künefe yedik ya la. Allaaam allaaam:) Değerlendirme yaptığımız yere bi bak hele. Çay ocaaana gideydik daha oryantalist falan olurdu en azından. Neysee...
Gel gelelim mekanın baharat kokusu eşliğinde tek tek değerlendirmemizi sunduk Dave reyize. Ortak noktamız neden ertelemediği idi. Onu geçtik.
Sonra simülasyonun güzelliği ve bu sisli Pazar gününde buluşma imkanını bize sağlayan eyvahın güzelliği hakkında konuşup değerlendirmemizi noktalandırdık.
Sıra geldi kura çekimine…..
Şimdi “nasıl anlatsak, nerden başlasak, kaç kişiydik o zaman, kaç kişi kaldık şimdi… Eyvah eyvah…. “ ezgileriyle beyinleri çalıştırdık.
Kura için numaraları yazdım ben kağıda. Tuzluğu başlangıç noktası kabul ederek sıraya dizdik ayları. Sonra Daçmin ve Memot’un online olması sağladık. Kendileri seçtiler numaralarını. Buraya kadar herşey normal di mi?
Sonra hiç bakmadan ben numarayı Sultanahmet Köftecisi’ndeki garsonun eline verdim ve telefonla Memot’u arayıp ona numarayı söylemesini istedim. Memet tamam dedi. Hiç sorun yoktu. Sonra sıra Daçmin’i arama işine girdi. Allaaaaaaaaah!
Garsonla Daçmin’i telefonda sadece tek bir numarayı söyleyecek kadar uzunlukta bir görüşme için telefonla baş başa bırakmıştık ama sonra telefonu adamın elinden almadık!!! Yok allah. Kızımız susmuyor, susmuyor da susmuyor. Ooooy oyyy dedik. Yedi ömrünü adamın. Yok efendim nasıl emin olabilirmiş de bilmem neymiş, o sırada gruptaki 4 kişinin içinden Daçmin’e -hayatta en sinir olduğu hareket olan- denize girmeye çalışırken su sıçratma isteği gelmedi değil:)

Yeni kura çekildi. Oyyy. Mehmet yine tamam dedi. Sonra suç bizde, bu sefer de  6 ve 9’un altını çizmeyi unutmuşuz. Hop yine yeni kura..oyyyy…
Artık Sultanahmet köftecisinin garsonu ile konuşturamazdık bu ikisini. Dedik kendi kendimize bi çözüm bulalım. iphone sağolsun. Kağıtlara tekrar yazıp, sonra bakmadan açıp, bakmadan fotoğraf çekip, bakmadan whatsapptan bizimkilere yollama işinde karar kıldık. Zordu ama başardık. Mehmet’e yolladık, yine sorun yok tamam. Sonra Daçmin’e yolladık, bu sefer her şey bitti derken, inanılması güç ama Daçmin’de bir sorun çıktı: Olacak ş değil! Bu sefer kızın da bir suçu yoktu , gerçekten fotoğraf yanpiri çekilmiş ve rakam anlaşılmıyordu. Haydiiii baştan! Allaaaaaah!
Yaaa sabır nidalarıyla (nidayla) yeniden yazdım ben sayıları ki çok sevdiğim küçük not defterim bitti bu kura sayesinde. Bu sefer önce Daçmin’in kura işini halledelim dedik. Nefesler tutuldu gönderdik fotoyu, dedik gördün mü, tamam mı, oldu mu… Olmuştu. İnanılması çok güçtü ama başarmıştık… 4 kişi, sevinçten hunharca birbirimize sarılıp, Safir’in alt katında teyyy teyyy diye halaya durduk… Daçmin artık hangi ayın kendisine ait olduğunu biliyorudu! ooohhhh! ( ki sonraları bilmediğini, unuttuğunu söyleyerek kıvırmaya çalıştı ama yemezler.org)
Ve 2. Tur kuraları çekilmiş oldu!... Nası? Çok zevkli di mi?

Artık yaz akşamları, yaz güneşi, deniz, hafifçe esen ılık rüzgar, eşliğindeki eyvahlara hazırlanın… İstanbul güzel, biz güzeliz..

Haydi bakalım çiftlik, gazamız mibağrek olsun!
Bence yine de önemli bi başarı bu. Yani kıçımızdan bir şey uydurduk ve başardık!

2. Tur koşular için beyin kıvrımlarımızı harekete geçirerek dağıldık. Burası İstanbul, yapılmamışı yapıp, gidilmemişe gidip,denenmemişi deneyecektik. 

Ki öyle de oldu, sırala okuyacaksınız çiflikyuslarım! Ya sabır,

Haydin,

Öperim şişelerden!

P.S. Fotolar tez zamanda eklenecek...

The Delibaş Koyun