29 Ocak 2013 Salı

#eyvahlarakos Vol.1.2.


Sevgili Çiftlik dostları size bebeklik fotoğrafımla merhaba, demek istiyorum, buyrunuz: Merhaba:)


Eyvahlara Koş ihmale gelmez dedim, şöyle sırayla yazayım, yoksa bu tembellikle Vol.30.2 gelir ben draftlarımda boğulmaya devam ederim.

Kişinin kendini bilmesi güzel bi şey şu hayatta diyerek, gelelim sevgili çıtır simit İstemik’in organizatörlüğünde gerçekleşen koşumuzun 2. Ayağı olan #eyvahlarakos Vol.1.2’ye.

Memo’t’un Heybeliada konsepti sırasında aldığımız karar sonucunda, -aslında bu kararı en başta almıştık ama- #eyvahlarakos konseptlerinin aslında biraz da hayata heyecan katmak olduğunu iyice vurguladık. Bu doğrultuda İstemik bize hemen hızlıca bir organizasyon maili attı. Şaşkındık, ne kada da hızlı karar vermişti. Töbeler olsundu. Meğersem İstemik yemiyor içmiyor ( #eyvahlarakos Vol.1.1. vuku bulurken yaptığı börek hariç, ehehe) organizasyon mu düşünüyordu. Sonuç olarak yağmurlu bir Çarşamba akşamı kesseniz bile buluşmayacak olan bu insancıkları #eyvahlarakos sayesinde buluşturdu… İstemik’in sayesinde yağmurlu, yoğun trafikli bi İstanbul Çarşamba’sı renklendi, müziklendi, ıslandı, güzelleşti… İstemik bizi Boğaziçi’nde Klasik Gitar Konseri’nde götürdü.

Geceye damgasını vuran detaylar, yine çılgın muhabiriniz delibaş koyun farkıyla karşınızdaJ

·       Gebze sorunsalı: Şimdi ey çiftlik, bu ekibin 3’ü Anadolu 1’i Avrupa yakasında, diğer iki garip de şehir dışında çalışıyoJ Taaa Gebze’de. Yazık, onlara her zaman iyi davranmak lazım, garibana iyilik etmek lazım, çünkü ey çiftlik sırat köprüsünü benim sırtımda geçeceksiniz biliyosunuz, bu kızanlara yardım elinizi uzatırsanız, Usain Bolt gibin uçururum sizi köprüdenJ Neyse bu The Boss ve Daçmin Gebze’den geleceğinden mütevellit 19.30’daki konserin ilk yarısına tabi ki yetişemediler. Yetişemeyip ne mi yaptılar: Kendi konserlerini… Buyrunuz:


 Bu konuda ilgili arkadaşlarla “f.ck Gebze” konulu bir whatsapp grubu açıldı ve Gebze sorunsalı noktalandı.

·         İstemik ve Delibaş’ı arabasıyla Zincirlikuyudan alan Memo’t’un göz kırpışı: Ben görmedim bile ama İstemik’in eriyişi ve Memo’t’un bu kız bana dev aşık” demesi. Okuyucuya not: Hemen sansasyon yapmayın bakiiim, şaka bunlar şakaJ Onlar sadece arkadaşJ
·         David’in konser sırasında horlayışı: Gülerken mi uyurken mi karar vermedik.
·        Memo’t’un gerine gerine esnemeleri : Valla bu gruba halı saha maçı falan lazım, neyinize sizin klasik gitarJ
·         The Boss ve Daçmin’in geç gelmeyi fırsat bilerek Fazıl Say’a bağlamaları: Bakınız yukarıdaki foto.
·       Herkesin huşuu içerisinde konseri dinleyişi ( David ya sabır çekerek dinledi, Memo’t da esneyerek, ihihi)
·         Hasan abiJ Okulun fenomen bi abisi, ayrı bi yayın konusuJ
·       Yağmur: Çok ıslandık ama ıslanmak güzeldir. Hayır be ne güzeli, ıslanmayı sevmem, bir koyun olarak kıvırlarım bozuliii deJ
·         Memo’t ve İstemik’in über romantik yağmur fotoğrafı: Buyrunuz:


·     Bizim Palio’nun yine su kaynatması: Arabayı satışa çıkardıkJ
·    Kafe Pi’deki gerizekalı garson: Ben ki garson sever, bi koyunum ama bu, gerçekten zekasıyla hepimizi şaşırtmayı başardı.
·     Garsonun sipariş almasından (alamamasından) sonra Memo’t’un “kızın IQ 1 demesi”
·     Kırmızı şarap sorunsalı: Yokmuş, te allaaam, yıl olmuş 2013 (ki o zaman 2012’ydi, bi pubta kırmızı şarap yok, acaba 2012 olduğu için mi yoktu, bi düşüneyim bunu belki şimdi vardır)
·      Aralık ayı talihlisinin gizemini nasıl koruyacağımıza dakikalarca karar veremememiz: Ve karar verdik, İstemik hariç kimse bilmiyordu sahibi, acaba kim?? Bi sonraki yazıdaJ
·     Yan masadan b.klu mudur, püsürlü müdür, zehirli midir bilinmez bulduğumuz pastaya aç aç gömülmemiz: Evet bunu yaptık, elaalemin pastasını yidik. Yaşımız neredeyse 30 ama bunu yaptık…
·      Ve yine şen kahkahalar, kimi zaman çemkirmeler (genellikle benJ) kimi zaman çığlıklarla bir #eyvahlarakos’u daha noktalamanın haklı gururunu yaşadık.
Durmak yok koşmaya devam dedik ve Aralık sahibinin gizemiyle mekandan ayrıldık…

Aralık ayı mı? Tam bir bomba! Daha sonraki yazılarda, bekleyin anacımJ

Haydin eyvallah çiftlik…  Buyrun vedalaşırken üç beş fotoğraf bakın:

The Delibaş Koyun.





25 Ocak 2013 Cuma

Bir modern zaman yakarışı olarak: Atar…


Merhaba Çiftlik,

Gün geçmiyor ki çiftliğimizdeki bir koyun, kuzusuna kurduna, havasına suyuna, taşına toprağına asabiyatlanmasın. Yıl olmuş 2013, bu uzay çağında, atar bir çemkiriş, bir hönkürüş olarak kimi zaman en etkili iletişim kanalı değil midir sizce de ey çiftlik dostları? Bir delibaş koyunun başucu kitabı, kanun hükmündeki kararnamesi değil midir atar ha? Sorarım size…

Gelin sevgili çiftlik şu atar mevzusunu masaya yatıralım.
Atar konusuna bu sefer bir nesir değil de nazımla bakalım:

Atar can dostudur tribin
Atarını at geçer hemen gribin
Çemkirince salgılanır seratonin
Şimdi sanki daha iyicesin gibin

Atar bir yılan koynumuzda yaşattığımız
Atar bir yalan bilinçli yarattığımız
Bu yönüyle bir modern zaman haykırışı
Atar delikanlılar için tehdit, kadın kısmının can arkadaşı

Atar bir yoga bizi gevşeten
Atar bir mektup içimizi döktüren
Atar bir marş tek başına söylenen
Aslında bir amigo stadlarda böğüren

Ben atara atar demem
Ağızdan tükürük saçılmadıkça
Aslında atar atar değildir
Kapı vurup çıkılmadıkça

Atar kimi zaman bir çığlık içimizde taşan
Atar kimi zaman bi boğum ümüğümüze takılıp kalan
Atar bir varoluş biçimi yere göğe sığmayan
Atarını atmayanlar olsun Ayhan aşan

Atar kimi zaman  bir doğum sancısı üçüze gebe ananın
Atar bir çemkiriş gibi sanki oğluna hönküren bir babanın
Atar bir söz söyleme biçimi
Atarını at boşaltırsın içini

Atarını atan aman ne güzel eder
Atara atar, gidere gider
Atar kimine göre bir psikoterapi, rahatlarsın
Atarın varsa atarsın sonra gider yatarsın…

The Delibaş Koyun


21 Ocak 2013 Pazartesi

#eyvahlarakos Vol 1.1.

Sözlerime TFIM diyerek başlamak istiyorum sevgili çiftlik,



Thanks Farm, it's Monday! Çok da lazımdı Mandey, bitemedi gün, içim şişti, darlandım ooyyy, bööyle uçasım gidesim geldi, bari delibaşıma eyvahlarımı yazayım da kafamı bulayım dedim...

Şimdi hatırlarsınız, Eyvahlara koş zımbırtısından size bahsetmiştim. Şimdi buraya "işte buradan" ulaşabilirsiniz gibi atraksiyonlar yapmak istiyorum ama zati topu topu 4 yazım var, ordan okuyuverin işte:) Yine de yaptım dayanamadım ehehe:)

Dün 4.sünü gerçekleştirdik... Bu yazı ilkine adanmıştır, buyrunuz:

Şimdi çiftlik, eyvahlara koş konseptinin ilk buluşmasını ben yapacaktım fikir anası olarak, fakar hava koşulları nedeniyle benim yazlık planı yapamadım ve nasıl oldu anlmadım ama ben ilk organizasyonu Memo't'a kakaladım:) O da yedi:) Ardından bir dizi başı sonu belli olmayan, yer yer çemkirmeli ve hatta çoğunlukla çemkirmeli, kimi zaman atarlı, kimi zaman tutarlı, kah ciddi kah gevşek mailleşmeler döndükten sonra Memo't Ahmet San insanı, grubun ismine de layık, bizi koşturmaya karar verdi. Aslında kural gereği bize zinhar bir gıdım bile bir şey söylememesi gerekirken, Nike Koşusu için kayıt yaptırmak gerektiğinden bize süprüzünü söylemek zorunda kaldı. İlk organizasyonun şanına, adına yaraşır 5.km diller dışarda nefes nefes bir koşu olması bünyede heyacan yarattı tabi. Koşalım dedik ne var. Herkes bi atıp tutmaya başladı, yok 10 km'yi 20 dk'da koşanlar, yok 100 km'nin 10 sn'de koşulduğunu zannedenler... (ki bu ben oluyorum, azıcık metreynen, kilometreyi karıştırmış olabilirim orda:) Bi çoşku aldı yürüdü, tabi David hariç, o coolluğuna devam edip ömrümüzü yemeye devam etti. Taner hariç hepimiz şu formu doldurduk... İşte bu Daçmin'in doldurduğu;



Velhasıl epiciğimiz maille ön kayıt yaptı, dikkat ederseniz altını çiziyorum, çünkü bu bir önkayıt:) Sonra etkinlik gününden 2 gün önce koşu setimizi almaya Nike'a bir gittik, ve ne görelim organizatör Mehmet San'ın gözünden uffacık bir ayrıntı kaçmıııış,  koşu setleri sınırlı sayıdaymış ve bitmiiiş. Şimdi Memo't San control freak bi arkadaşımız olduğu için bu detayı atlamış(!) :) Sonra sonuç olarak koşamayacağımız anlaşıldı:) Memo't San hemen yeni bir organizasyon için kolları sıvadı, o iki gün onun için adeta zindan oldu. Uykuları mı kaçmadı, stresten zona mı olmadı, ağzında yüzünde uçuklar mı çıkmadı, neler neler... Bu eyvahlara koş için ne yapıcam ben diye diye yemeden içmeden kesilen Memo't; Pazar sabahı ablasına sorduğu şu soruyla tarif edilemez bir rahatlama duygusu ve mutlulukla artık Eyvahlara Koş Vol.1.1. için hazırdı.

Soru, Memo't: Melo yaa, benim şimdi bizim şu akbank tayfasını bu sabah bi yerlere götürmem gerekiyo, nere gidek?

Cevap, Melo: Aaaaa adalara gidin hava çok güzel.

Memo't: Okki.

Son 72 saat içinde hallerden hallere giren, gözü dönen, tipi kayan, karar aşamasında yamuldukça yamulan zorlandıkça zorlanan Memo't, eyvahları nereye götüreceğini belirledi ve en önemli kural olan gizlilik kuralını asla ve asla atlamadı. Ehehe zati Bostancı'ya gelince de hiçbirimiz anlamadık zati:)

Sonuç olarak Memo't dadlısına sonsuz teşekkürler... Ne de güzel, gezdik de tozduk da yedik de içtik oooh:)

#eyvahlarakos Vol.1.1. bir Pazar Heybeliadası'nda geçti, o günden gözümüze çarpan en çarpıcı notlar, delibaş koyun farkıyla karşınızda:

  • Daçmin bir türlü Heybeliada'ya gitmek istemedi. İlişkiler dünyasının taçsız kraliçesi Daçmin, kendisini Ada'da rahat hissedemeyeceğini söyledi. Aklımıza kanlıları var acep orda, ya da belalı bir kabadayı sevgilisi mi var gibi sorular geldi. Ya da Daçmin bizden önceki hayatında kaptandı da her sulak arazide gönlü yaralı bir delikanlı mı bırakıyordu, bunlardan bir çoğu da hala Heybeliada'da mıydı? Hanımefendiyi memnun etmenin imkanı yoktu. Off poff afffra tafffra, Burhan (Altıntop) gibi bi huzursuz, bi memnuniyetsiz, ay içimiz şişirdi. Oy çokluğuyla Büyükada yerine Heybeliada'ya gittik, Daçmin de söylendiğiyle kadlı Haspam:) Ahahhah:)
  • Sonra Daçmin triballikleri bitti mi tabii ki hayır, neymiş efendim bisiklete binemezmiş, te allaaam! Binesi yokmuş prensesiminizin:) La havle çekerek neyse dedik, yürümeye devam ettik:)
  • Ardından bi soluklanalım dedik, bi çay, portik suyu falan içtik, o sırada dedik diğer ayların talihlilerini belirleyelim, bendeniz yazdım kağıtlara attım katlayıp epiciğini ortaya, kuralar çekildi Memo't düdük dadlısı da kurayı İstemik adına çatalla çekti ve tabii ki Kasım talihlisi de İstemik olmuş oldu:) Eheh: İşte o an:

  • Farkettiyseniz İstemik bu organizasyonda yoktu, kendisi emmimgiller gelicek Niğde'den, kafamda havluyla börek yapmam gerekiyo diyerek organizasyona katılmadı, gelemedi, hazırlanıp giyinemedi, ama biz onu giydirdik, ay pardon ona giydirdik:) ahahah:) Ama onu omuzlarımızda yaşatmayı da bildik, ahanda böyle:

  • Heybiada'da salınırken mesire yerine çıktık, mesire ne la, ahahah:) Sonra çıktık elimiz boş, k.çımız yaş, öyle ele el üstünde oturup denize mi bakıcaz yok mu çekirdek çitleyelim dedik, her şeyi planlayan ama bunu atlayan Memo't San yan masadan pisitlet çarpıp çekirdek, çuklat falan almaya gitti. Tabi o gider gitmez, arkasından organizasyonun mükemmelliğiyle ilgili özellikle Daçmin arkadaşımızla derin zohbetlere daldık:) Yemek kısmına kadar Daçmin tatmin olmayacaktı, bunu anlamıştık:)
  • Memo't'un gelmesi ve ağzımızın dolmasıyla, neşemiz arttı, ah sohbetler, ay kahkahlar, oy şenlikler, zıpladık da zıpladık, kudurdukça kudurduk, ardın bir rakı balıkla öncelikle Daçmin ve tabii ki hepimiz mest olduk... Böylelikle ilk eyvahlara koş organizasyonu başarı ile tamamlanmış oldu... Memo't'a tekrar aşırı derecede sevimli teşekkürlerimizi yolluyoruz, ahanda buyrunuz fotolar, behlül kaçar:p

     



       
     









    The Delibaş Koyun

    11 Ocak 2013 Cuma

    Delibaşlar da tembel olur!

    Oyyy çiftlik oyyy, 

    Tam 8 tane draft kayıt bulunmakta ve ben hala tamamlayamamaktayım...

    Birileri beni şöyle iteklesin istiyorum...

    İtme kuvvetiyle bende bi harekete geçiş vuk-u bulursa, haberiniz olur zaten, o zamana kadar haydin siz başka blog okuyun, ben de öyle yapıyorum:)

    The Delibaş Koyun