Merhaba Çiftlik,
Gün geçmiyor ki çiftliğimizdeki bir koyun, kuzusuna kurduna, havasına suyuna, taşına toprağına asabiyatlanmasın. Yıl olmuş 2013, bu uzay çağında, atar bir çemkiriş, bir hönkürüş olarak kimi zaman en etkili iletişim kanalı değil midir sizce de ey çiftlik dostları? Bir delibaş koyunun başucu kitabı, kanun hükmündeki kararnamesi değil midir atar ha? Sorarım size…
Gelin sevgili çiftlik şu atar mevzusunu masaya yatıralım.
Atar konusuna bu sefer bir nesir değil de nazımla bakalım:
Atar can dostudur tribin
Atarını at geçer hemen gribin
Çemkirince salgılanır seratonin
Şimdi sanki daha iyicesin gibin
Atar bir yılan koynumuzda yaşattığımız
Atar bir yalan bilinçli yarattığımız
Bu yönüyle bir modern zaman haykırışı
Atar delikanlılar için tehdit, kadın kısmının can arkadaşı
Atar bir yoga bizi gevşeten
Atar bir mektup içimizi döktüren
Atar bir marş tek başına söylenen
Aslında bir amigo stadlarda böğüren
Ben atara atar demem
Ağızdan tükürük saçılmadıkça
Aslında atar atar değildir
Kapı vurup çıkılmadıkça
Atar kimi zaman bir çığlık içimizde taşan
Atar kimi zaman bi boğum ümüğümüze takılıp kalan
Atar bir varoluş biçimi yere göğe sığmayan
Atarını atmayanlar olsun Ayhan aşan
Atar kimi zaman bir doğum sancısı üçüze gebe ananın
Atar bir çemkiriş gibi sanki oğluna hönküren bir babanın
Atar bir söz söyleme biçimi
Atarını at boşaltırsın içini
Atarını atan aman ne güzel eder
Atara atar, gidere gider
Atar kimine göre bir psikoterapi, rahatlarsın
Atarın varsa atarsın sonra gider yatarsın…
The Delibaş Koyun

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder