11 Nisan 2013 Perşembe

#eyvahlarakos Vol.1.5. Kendi Eyvah'ım:)

Merhaba Çiftlikim,

Nabıyonuz?

Yeni eyvahlara günler kala ilk serinin 5. koşusunu, yani kendi eyvahımı yazmadan olmaz dedim, 4 nala koşmaya devam, kırmızı şortumlan, gözlerimi hedefe kitleyip işte böyle koşuyorum eyvahlara ben:



Bu eyvahlar zaten benim evladım gibi.  Ama kendi eyvahım torunum gibi oldu, öyle düşünün. Ne çocuuum var ne torunum ne de torbam, bize öğretilmiş ebeveynlik ve grandebevenylik müesseselerine gönderme yapam dedim:) Bak bak bak metaforlara bak, piuuuuwww:)


Sülümanlar, açıkçası kendi eyvahım üzerine uzun zaman düşündüm, bi kere somut bir şeyler olsun istedim… Ne kadar erken hazırlıklara başladığımı da görün yaneee:) Daha Ocak eyvahı olmadan başlamışım hey yavrum heyyy! Instagramdaki baldan dadlı arkadaşım Şuşu’ya bi başvuram dedim, kendisine bir mail attım, bir sürü fotoğrafımızı yolladım ve eyvahları anlatırken de şu metni yazdım:


“6 kişinin de özellikleri ayrı, takma isimleri var falan o detayları ben sana veririm. Ekte karışık bir sürü foto var, iyice bi benimse diye koydum. Mesela ben hep kısacık şort giyerim, saçlar kıvırcık kabarık, ağız açık:) İstem kahküllü esmer, çiçekli bluz, kısa kot etek giyer hep. Mehmet marka giyer, DKNY tshirt, diesel kot, yusyuvarlak surat falan; Duygu kemerli bir elbise böyle hafif şık ya da straplez, altına kot ya da renkli cici pantolon. Taner uzun boylu, kaslı ve yakışıklı, polo yaka dar tshirt. Uygarım da en tatlısı, açık yakalı yazılı tshirt giyer mesela, altına da koyu kırmızı kot şort, kısa saç kirli sakal:)  Ne bileyim hepimiz yan yana durmuşuz, ya da koşuyoruz, ya da zıplıyoruz; altımızda ya da üstümüzde #eyvahlarakos yazıyor. Yani anlaşırsak zaten ben sana daha bir sürü detay veririm:)

Sonra baldan dadlı şuşu deli bir indirim yaptı ve bu gencolara ben kişiye özel çizim yaptırdım yahu. Aşırı da güzel oldular. Hemi de logomuz da oldu, ahey ahey ahey:) Ahanda buyrunuz:


Logo işi tamamdı da asıl faaliyet yoktu ortada. Başlarda benim aklımda Refika ilen bir yemek atölyesi yapma fikri varıdı aslında. Önce asistanı ve sonra kendisiyle şöyle bir mailleşmemiz oldu:


Merhaba,


Refika Hanım’ı yakından takip ediyorum aslında. TEGV’in Ağustos ayındaki söyleşisinde de bizzat tanışmıştım. Ekte ağzında çikolatalı ekmek olan benim:) Masa kartlığı ise hala duvarımızda asılı. Onun da fotoğrafı ekte:)
Böyle hayranlarına mektup yazan biriymiş gibi hissettim kendimi şu an, komik oldu:) ahahahha:)
Söyleşide aslında atölye çalışmalarının da yapılabileceğinden bahsetmişti. Ben de buna istinaden yazıyorum şu an.

Şimdi biz beyaz yakalı çalışanlar olarak -ki ben pek sayılmam:) – yaşları 25-30 arasında değişen 6 (3 kadın 3 erkek) arkadaşız.

Bir grubumuz var ismi “Eyvahlara Koş”:) http://delibaskoyun.blogspot.com/2012/12/eyvahlarakos.html


Öyle can sıkıntısından kendimize aktivite uydurduk:) Bu 6 kişiden her biri bir ay diğerlerine sürpriz bir buluşma organize ediyor. İlkinde Heybeliada rakı balık; ikincisinde Boğaziçi’nde klasik gitar konseri; üçüncüsünde Kör Fotoğrafçılar Derneği’nin bir sosyal girişimi olan “Karanlıkta Yemek'te yemek yedik. Çok farklı ve keyifli bir deneyimdi. Tamamen karanlıkta yemek yedik… Tavsiye ederim:) Ocak ayı bu hafta sonu, ne olacağını henüz bilmiyoruz:) Şubat ayı ise bende:) Mart ayında da muhtemelen tost – ayran yapıcaz, (ki tembel teneke David Mart’ı atladı, 14 Nisan’da koşuyoruk 6. Eyvah’a) 23 ya da 24 Şubat tarihlerinden birinde olması gerekiyor.


Ben de bir çizim ile logomuzu yaptırıyorum. Bunlardan birer önlük ve şef beresi(ismi böyle mi bilmiyorum) yaptırmayı düşündüm:)

Sadede gelirsem:) Refika Hanım’la 6’mız bir atölye çalışması yapabilir miyiz? Beraber pasta da yapabiliriz, çikolata da, lahmacun da, pizza da. Ben bunu kameraya çekip, klip gibi yapmak da istiyorum:) Çok eğleniriz çünkü:) Böyle bir çalışma mümkün olur mu sizin açınızdan? Ben malzemeleri temin ederim. Bunun için bir danışmanlık ücretini de öğrenebilir miyim?


Eğer mümkün olursa çok keyifli olacağına eminim, eline henüz doğru düzgün bıçak almamış arkadaşlardan, kendince iyi yemek pişiren kişiler var bu grupta. Bence her fani bir gün yemek yapmayı tadacaktır:) Bunun Refika’nın mentörlüğünde olmasını çok isterim:)

Eğer mümkün olmazsa da ben başka bir zaman tek başıma kapınızı çalıp, bulaşık falan yıkarım ne biliyim, pirinç ayıklarım:) Ne iş olsa yaparım:)

Çok vaktinizi aldım,


İyi çalışmalar hepinize,


Sevgiler,


The Delibaş Koyun


Cevap:

Delibaş merhaba,

Mucize lezzetler ve diğer tüm programlarla Refika’nın programı yaza kadar tam anlamıyla taşmış durumda:( Refika’yla baktık, konuştuk ama araya yeni çalışmalar, etkinlikler almamız fizik/zaman kanunlarına aykırı gibi...


Güzel sözlerin ve heyecan veren mailin için hepimiz teşekkür ederiz, ekipcenek keyif alarak okuduk, grubunuza bayıldık :))

Afiyet olsun bu arada...


Sevgiler, 

Alper A.


Benim cevabım:


Merhaba Alper,


Çok üzüldüğümü belirterek başlayayım:( Çok inanmıştım kendi çapımda gerçek olacağına:(
Israr etsem, bulaşıkları yıkasam hiç faydası olmaz mı:)
Böyle Mehmet Ali Erbil’den ekstra sesli harf isteyen çarkıfelek izleyicisi gibi olmak istemem ama, biz sizin şartlarınıza uysak, Refika çok mu yorulur?

Böyle 1 saat bile olsa:)

Israr ederek sevimsiz olmak istemiyorum ama inan çok istiyorum:)
Sınırları bir kez daha zorlamak adına atıyorum bu maili, tabi bi Vedat Milör değiliz ama gerçekten çok tatlı bi ekibiz:)
Biraz daha samimi olsak “Alpercim yap şu işi hacı” yazardım ama şimdi böyle kibarca soruyorum:):)

Hiç mi oluru yok?


Lezzetli bir akşam yemeği diliyorum,


Delibaş:)

Sonra Refika'dan cevap gelir:


Merhaba Delibaş;


İnan heyecanını paylaşıyorum, şimdi değil ama mutlaka başka bir zaman sizinle atölye yapmayı biz de çok isteriz.

Ben kendi projen için  farklı ve bir o kadar da eğlenceli bir etkinlik bulacağına eminim.


İyi eğlenceler,


Refika


………………………………………………………………………………………………………………………………………………


Ne kadar ısrarcı olduğumu anladınız sanırım koyuncuklarım.

Mail geldi, ben bilgisayar karşısında, hevesim de kursağımın ortasında öylece kalakaldık.  Sonuç olarak Refika’nın Mutfağı umudum duvara toslamış oldu... Bundan sonra da zaman ayıramayacağını öngörerek bu fikrimi ikinci etaba bırakmadan size açıverdim:)


Velhasıl elbette başka arayışlara girdim; dedim bu logodan afiş mi bastırsam, gazeteye ilan mı versem (denedim çok pahalı:) ) Naapsam oy dedim.


Ardından bi fikir telakkisi yaptım kendimlen, düşündüm Uygarım’ın en sevdiği aktivite dans, neden bir dans koreografisi yapmasın bu eyvahlar ha dedim ha? Allem kullem ettim,  sarı pipi Emre aracılığıyla Kutsal’ı ayarladım. Bize özel eşli dans koreografileri uyduracaktı kolayından  ve biz de yapacaktık. Salsa, çaça, bachata gibi. Tabi ben ona 6 kişiyiz dedim, -6 kişi olacağımızdan emin olduğum için- 3 kadın 3 erkek toplam 6 kişilik bir eşli dans üzerine konuştuk. Taaa ki Daçmin’in 3 gün önce gelemeyeceğini söyleyene kadar. Sonra olayı popüler dım tıs şarkılardaki hazır koreografiler üzerine çevirdik.


Helecan doruktaydı, çok saçmalayacağımız garantiydi:) Çizimleri eyvahtan iki gün önce çerçeveye koyup eyvahlara kargoladım, bir de üzerine dans ederken giymemiz için t shirt yaptırdım. 




Anam ne uğraşmışım yaaa, abboow ne uğraşmışım. Helaaaal olsun, sefaaam olsun:)

Sonuç olarak Şubat’ın 23’ünde eyvahlarakos, #eyvahlaradans koreografisiyle ilk etabın 5. koşusunu bitirmiş oldu.


İşte karşınızda #eyvahlarakos Vol.1.5’ten gözümüze çarpan detaylar, delibaş koyun farkıyla karşınızda:

  • Tabii ki benim için ilk konu Daçmin’in son andaki yamuğu, bırava Daçminos, alkışlar sana, bıravaaaa!!!
  • Bu sayede Daçmin’in yalan söyleyemediğini öğrenmemiz:) Valla bu devirde nasıl yapıyorsun Daçmin, alkışşş:) ihihih:)
  • David’in mailleri ve whatsapp mesajlarını doğru düzgün okumadığı için Taksim Meydanı'na erkencikten sap gibi gelmesi; bizim gelmememiz üzerine de gruba “mal gibi turistlerde meydanda bekliyom, hanisiniz be” yazması.. Gerçekten ilişkimizin kalitesine bayılıyorum:)
  • Sonra benim kameraynan mal gibi bekleyen David’e doğru yavaş yavaş ilerleyip çekime başlamam:) Çekimin başında Daçmin’in yamuğu üzerine konuşmamız ve gün boyunca kendisine giydirişlerimizin serbest olduğunu vurgulamamız:)
  • Çekim sırasında Taner’e Daçmin gelmiyo Taner, “yalan söyleyememiş bankaya” demem; Taner’in de “ya keşke nişanım var ya da beni istemeye falan geliyolar deseydi “ demesi, o sırada Uygar’ın tiyatral dev jestlerle “yooh artıhh” diye tepki vermesi ve Taner’in de “aaa doğru kim inanır buna” demesi:) Ahahhaha, soorry Daçninos, her zaman arkandanım bilirsin ama o gün azıcık atarlıydım bu duruma, ben de ateşi körükledim:)
  • Memo’t’un büyük bir ciddiyetle gelmesi, spor çantasından görevi olan mikrofon’u çıkarması… Gerçekten sahada çalıştığı için mailleri çok takip edemeyen Memo’t’un tüm kurallara harfiyen uyması beni çok etkiledi. Thanks Memo’t!
  • Memot’un spor çantasının içindeki kocaman ayakkabı kutusu:) “Bu ayakkabı kutusu ne la” dediğimizde ise “sabah düşündüm, şok poşeti mi ayakkabı kutusu mu diye, sonuç bu” demesi…
  • Sonra Memo’tun da Daçmin’e bi posta giydirmesi: Aaa Daçmin yok ya, bu eyvah çok kısa sürer, herkes her şey hemen anlar, hemencecik etkinlik bitiverir demesi… Ahh Daçmin geleydin ah geleydin:)
  • Sonra İstemik’in de gelmesi ve kameraya ilk röportajımızın yansımaları:) Çok keyifli olacak, montajını yapiciiim:)
  • Artiz David’in sigarasını boş içmemek adına İstemik’in non-fat mistosunu su şişesine koyup , krostosluğu göze alması. Bağımlılık sen nelere kadirsin. B.k iç evladım! Bu kadar net konuşuyorum. B.k iç!
  • Ardından mekana varışımız, dans edeceğimizi söylediğimde gözlerdeki mutluluk ve Uygarım’ın gözlerindeki endişeyle karışık mutluluk:)
  • Akabinde tshirtleri hop diye çıkarmam ve sevinişler:) Şaşırmalar:) Fotolar, motolar:)
  • Herkesin tshirtlerinin cuk diye üzerine oturması… Hepinizin üstünün çıplak halini gördüm (alla şükür altını görmedim), gözümlen ölçünüzü almıştım gencolar, mezure gibin kadınım evelallah:)  Gençler iyi bakın tshirtlere, önümüzdeki etkinliklerde tekrar giymemiz gerekebilir:)
  • Biz biz idik 5 tosuruk eyvah idik diyerek sıraya dizilmemiz ve dansa başlamamız.
  • Beklenmedik şekilde koreografiyi gayet keyifli yapışımız.
  • Memo’tun Umut Sarıkaya karikatürü gibin ara sıra halay çekmesi.
  • Dave’in koreografiye sürekli extra hareket ekleme çabası:) Te allaaam:)
  • İlerleyen zamanlarda Dave’le benim coşmamız ve koreografiye çak hareketi ekleyerek bi havalara girmemiz, Taner’in de “aman biz advance değilsek neyiz ha” demesi. İyice coşması:)
  • Hocanın bi ara Uygar’ı taktir etmek için yanına gidip, “koreografinin çetçele çet çet bölümündeki harekette o omuzlarını nasıl oluyor da o kadar harika yapıyorsun bana da gösterebilir misin, yılların dansçısıyım bu kadar muazzamını görmemiştm” demesi:)
  • Dersin sonunda Kutsal’la birlikte apaçhi dansı yapmamız.
  • Logodaki gibi zıplamamız.
  • Ter içinde kalmamız.
  • Aşırı eğlenmiş olmamız.
  • İkinci etap için Galata’ya ara sokaklardan Çukurcuma tarafında yokuş çıkmadan gitmek isteyip allahın en dik yokuşunu çıkmamız. Memot’un beni bir savaşçı edasıyla cepheden çekip yukarıya çıkartmaya çalışması.
  • Aralarda güzel bir pencere dibi bulup Eyvahlar Galata’da fotosu çekinmemiz, herkesin peace hareketi yapması, David’in ise orta parmaanı çıkarması. Canım adolescent Dave.
  • Memo’t’un fotoğrafımızı çeken viyolonselli midir, kemanlı mıdır artiz kıza yazması:) Uçana kaçana, afferim Memo’t:)
  • İkinci etapta şarap evine gidip yaşanan bir tur rezillik…
  • Mehmet’in ve Uygar’ın şaraplarını devirmeleri, meyve tabağındaki tüm meyveleri lüpletmemiz, kendi lüp lüp elma yiyen Memo’t’un ben portakal soyunca şok olması… Te allaaam…
  • Video çekimi sırasında yaptığımız atarlar,
  • Çatalın gelmeyişi….
  • Memo’t’un İstem’in saçına bakıp; bu genç kız ayakları nereye kadar demesi:)
  • İstem’in Daçmin’e hiç atar yapmaması??? Neden acabaaaaa:) ihihihih :)
  • Mehmet’in değerlendirme sırasında, bir sonraki eyvahta nasılsa tost yiyeceğimiz için bu çok güzel bir kapanış oldu demesi:) ahaha 
  • Taner'in “aamaaan benim favori eyvahım bu oldu, zaten Daçmin'inkinde karanlıkta ne yediğimizi bile görmemiştik" demesi:) ahahha:)
  • Uygar'ın "dans benim hayatımın bir parçası. Nerede bir latin müziği duysam, ayak parmaklarımdan, kulaklarıma kadar, her yerim kıpır kıpır oluyor. İyiki de dans ettik, iyiki de eyvahlara koştuk" demesi:)
  • Yine Toygar'ın "O eyvahtan benim aklımda kalan, değinilmemiş bir nokta ise, orada dans hocası olan, ya da dans etmeye gelen kızlardan biri, *ne grubu bu? diye sorduğundan Delibaştan gelen 8 paragraf, 600 kelimelik cevap. :=) Bizim de equim ve memotumla arkadan bakıp gülmemiz, eğlenmemiz." Çok adi pisliksiniz söyliyim:)
  • Uygur'un Mart eyvahına ilişkin " Mart Eyvahına geldik. artık başlasın istiyorum. taam Mart eyvahı bi Duygu eyvahı gibi olmayabilir, öziş eyvahı gibi olmayabilir, ama hepimiz için ayrı bir etkisi olacak, herkes bi rahatlayacak, kendini iyi hissedecek, ulan ne güzel de uğraşmışım havalarına girecek, birden Curve düşecek, herkes ortalamanın üzerinde kalıp D+ ile geçecek, haydi gazamız mübarek olsun!" demesi, ahahaha:)
Neyse coniler.. 5. koşudan geriye kalanlar bunlar. 

Ben buraya yazmadan önce bizim eyvahlara var mı benim hatırlamadığım detay diye mail atıyorum, tabii ki kızlar dönüyor hemen zira  grubun erkeklerinin okuması var yazması yok maalesef. Ama bu sefer atarımı attım hepiciği eklemeler yaptı, tosuruklar.

6. koşu için ben de heyecanlıyım, Mart'ta olamadı tabi, tembel teneke Dave seni:) Bu Pazar 6. koşu var, herkes hazır ve nazır, haydin bakem, bizi izlemeye devam edin:)
Buyrunuz fotoğraflanın birazcık:) 














Ne zaman olur bilmem ama burada çılgın klibimiz de yer alacak tabii ki:) Ben montaj işini çözdüğümde olacak bu:)

Öptüm sizi tosunlar,


The Delibaş Koyun:p







1 yorum: